ALAÇAM KÖYÜ

"YAYLA"

 

MENÜ

   

    >>  Anasayfa

    >>  Ziyaretçi Defteri

   >>  Tarihçe

   >>  Radyo Alaçam

   >>  Fotoğraflarla Alaçam

   >>  İnsan Manzaraları

   >>  Yaylamız

   >>  Dergi

   >>  Şiirler

   >>  Yazılar

   >>  İletişim

   >>  Oyunlar

  
 

 

 

***

Tandır yaptım terledim
Çıktım seyran eyledim
Dediler yarin gelir
Koçu kurban eyledim
Kalenin dibi çarşı
Dükkanlar karşı karşı
Sen oradan çık ben buradan
Dosta düşmana karşı

 

***

 

Başındaki papağıdır
Dünya yeşil yapraktır
Gel sarılağ sevdiğim
Ağır evvel topraktır
Eteğimin pilesi
Yandandır eklemesi
Yardan umudum olsa
Kolaydır beklemesi

 

***

Odasında halıyım
Kıymetli pahalıyım
Dostum düşmanım bilsin
Ben yarimin malıyım
Entarim yandan yandan
Seni severim candan
Keşke sevmez olsaydım
Tez usandım bu candan
 

***
Mani maniyi açar
Manide kaldım naçar
Kırılsın on parmağım
Yarsız yorganı açar
Bağa gel bostana gel
Gülünü destele gel
Eğer anan koymazsa
Yalandan hastalan gel
 

 

***
Yük üstünde durayım
Seni kimden sorayım
Boş mektubu ne edem
Gel yüzünü göreyim
Başındaki yazmanın
Dalı var çiçeği yok
Sanma ki ben geçerim
Senden geçeceğim yok
 

 

***
Sabah açıla yarim
Atın Kamçıla yarim
Bir mektup yaz yolla
Göynüm açıla yarim
Mendilim karelidir
Yüreğim yaralıdır
Gel geç kapım önünden
Koy desinler yaridir
 

***
Dut yedim duttu meni
Sevdam yürüttü meni
Bu ne zalim yar idi
Gitti unuttu beni
Pencereden bakıyor
Bana şeker atıyor
Sanki benim yarim yok
Bana calim satıyor
***
Karpuz kestim sulandı
Yedim midem bulandı
Çirkinlerden birisi
Hep peşime dolandı
Mavi yelek giyemedim
Al yeşil giyemedim
Eller aldı yarimi
Ben yarim diyemedim
 

***
Dama çıkmış bir güzel
Damın etrafın gezer
Senin sevdiğin yarin
Benden neresi güzel
Manide mestim oğlan
Küçükten dostum oğlan
İşittim evlenmişsin
Ben senden küstüm oğlan
 


 

***
Ocakta saç alıştı
Ay buluta kavuştu
Bu ay mevlit ayıdır
Sevdalılar kavuştu
Samanlıkta serçeler
Ayağında nalçalar,
Gündüz gelme gece gel
Fino seni parçalar.
 

***
Kapı kapı kanatlı
Kapıdan geçti on atlı
Ben yarimi tanırım
Uzun boylu kıratlı
Kara h ergin içinde
Kara çızma kıçında
Sağ olsun da sallansın
Ardahan'ın içinde.


 

 
 

SİTEMİZDE ŞU ANDA

 

 

 

 

 

 

Yaylacılık kavramının temeli İlkçağlara kadar dayanır. Her devrin kendi özgün koşulları ve kültürü içerisinde şekillenerek günümüze kadar gelmiştir. Yayla kelimesine ilk olarak Orhun Kitabeleri'nde rastlanır (Yaylag). Yazın çıkılan yer anlamına gelen "Yaylag" günümüz Türkçesine yayla olarak geçmiştir.

     Yalnız yöremizdeki yaylacılık anlayışı turizm yaylacılığından farklı olarak, tarım ve hayvancılık toplumunun zorunlu bir ihtiyacı olarak belirmiştir. Köklerini Orta Asya'dan  alan bu geleneksel faaliyet kendi deseni içerisinde kuşaklar boyu devam etmektedir.

     Yöremizde yaylaya çıkma vakti; köydeki ekili alanların hayvan sürülerinden korunması ve ilkbahar yaz arasında otlak arazinin yeniden yeşerip  hayvan sürülerinin ihtiyacına cevap verecek hale gelmesi için  genelde Haziranın üçüncü haftası ile Ağustosun ikinci haftası arasında geçici bir zamanı kapsamaktadır.

 

Köyün yaklaşık 20 kilometre güneybatısında kalır. Ardahan ilinin 15 kilometre kuzeyinde bulunan Yaylamız batıda Çataldere (Kunzut)    ve Sulakyurt (Sarzep), doğuda Baştoklu  Yaylası (Yukarı Dikan) ve Kartalpınar (Fagrel) arazileriyle komşudur.

     

     Yayladaki İnsan ilişkileri Köydekinden daha İyi noktadadır. Evlerin birbirine yakın olması komşuluk ilişkilerini daha canlı kılar. Kadınlar içinse yayla; ataerkil yaşam biçiminden iki aylığına da olsa kurtulmak demektir. Daha doğrusu yaylanın asıl sahipleri kadınlardır.

    Köyde on ay birbirini hiç göremeyen insanlar, yaylada mutlaka karşılaşırlar. Unutulan seyran geleneğinin son halkası olan; akşam olunca gençlerin halay çekip türküler söylemesi de maalesef göçe  yenik düşmüştür.

    Bölgenin en  yüksek tepesi Kartalkaya'nın Seyrankaya tepesiyle olan  asırlık komşuluğu ve Gelin Kayaları'nın misitik havası tarifsiz bir büyüle kucaklar  vefalı misafirlerini...

    Hava kararınca sadece taştan yapılmış ve sal taş kullanılarak örtülmüş, tek gözlü evlerinde gaz lambalarının zayıf ışığıyla geceyi karşılarlar. Dışarıdan bakıldığında bir yaşam belirtisi göstermeden, karanlık ve doğayla bütünleşmiştir artık. Ta ki sabahın ilk ışıklarıyla yeniden canlanıncaya kadar...

 

 

       

 

 

 

 

 

 

***

Bu dağlar kömürdendir.
Geçen gün ömürdendir.
Feleğin bir kuşu var
Pençesi demirdendir.

Bu dağlar olmasaydı
Çiçeği solmasaydı
Ölüm Allah’ın emri
Ayrılık olmasaydı

Bu dağın ardı meşe
Gün gide, gölge düşe
Ben yardan edenin
Evine şivan düşe

Bu dağın oylumluna
Kuş konar yaylımına
Gel kardeş görüşelim
Geldik yol ayrımına

Bu dağlar meze dağlar
Çiçeği taze dağlar
Suları şarap oldu
Otları meze dağlar

Bu dağlar ulu dağlar
Gök çimen sulu dağlar
Dibinden eli göçmüş
Başında bulut ağlar

 

***

Mendilim benek benek,
Ortası çarkın felek
Yazın barabar gezdik
Kışın ayırdı felek

Yeşil yelekli babam
Beyaz bilekli babam
Bizsiz yürekli babam
Aslan yürekli babam

Kara kazan koldadır.
Bugün babam yoldadır.
Ses verdim ses almadı
Karlı dağlar daldadır.

Kardaş vurdum yola
Gözlerim dola dola
Bulutlara yalvardım
Kardaşa gölge ola

Bir atlı çıktı baştan
Gözlerim dolu yaştan
Atlı mevlan seversen
Bir haber ve kardaştan

Kalbim kara kazandır.
Dilim mektup yazandır
Feleğe bel bağlama
Felek tedbir bozandır.

Sahan dolu incim var
Sol yanımda sancım var
Bana değip dolaşman
Gurbet elde gencim var

***
Gökte yıldız ellidir
Ellisi de bellidir
Gizli sevda çekenler
Gözlerinden bellidir
Pınara keçi geldi
El attım saçı geldi
Öyle bir uyku bastı
Zannettim elçi geldi
 

***
Mani maniye geldim
Kaymak yemeye geldim
Kaymakta gözüm yok
Yari görmeye geldim
Kaynanasan tazı değilsen
Sanduğ talaşı kazı değilsen
Kuyruğun bula yat yerinde
Sen ki gelinden razı değilsen
 

***
Tekne dolu yumurta
Ana beni unutma
Unutursan tez unut
Gözyaşını kurutma
Halıyı koydu yüke
Yedi kat büke büke
Beni sana kim verir
Alnı dik burnu yeke
 

***
Tavuğum tara çıktı
Buduı da yana çıktı
Dediler yarin gelmiş
O da yalana çıktı
Yüzük attım çayıra
Soyha düştü bayıra
Yığılın konu komşu
İşimiz döndü bayıra