|
ÖYKÜ- 1
ÖYKÜ- 2 ÖYKÜ-
3 ÖYKÜ-4
ÖYKÜ- 5
ÖYKÜ-6
ÖYKÜ- 7
ÖYKÜ-8
ÖYKÜ- 9
ÖYKÜ- 10 |
Öykü sayfasına geri dön...
GAPTAŞIN ALTI BAYIR
Gözlerini inatla açtı karanlığa karşı. Karanlıkta görmeyi
diliyordu.Karanlık engel olamazdı umutlarına.Karanlık neydi ki ? İnatla
baktı karanlığa.Evet Karanlık karanlıktı.Karanlık çok karanlıktı.Ama göz
görmesini bilirdi yürek isterse.Karanlık bir anlıktı.
Yaşına yetmedik oğlu düştü karanlığa önce.Emekleyerek geldi
karanlıklar içinden.Oğul dedi ah oğul,ah yaşına yetmedik oğul.Sana
baharı göstereceğim.Sana gökkuşağını,sana toprağa düşen cemreleri.Oğul
sana yağmurlar göstereceğim.Başımıza düşeler.Oğul penceremizin pervazına
çiçek saksıları dizeceğiz.Kimine papatya ekeceğiz.Kimine
menekşe.Umutlarla uyanacağız oğul,umudumuza çiçeklerimiz olacak
gerekçe.Dudakları oğul tadında şekillendi genç adamın.Oğul diye
fısıldadı.Oğul. Adını andığımda dudaklarımın çatladığı yarim
benim.Ciğerim canım,cennetim benim.Yüreğim benim.Daha evvel neredeydin
sen.Hangi cennetteydin,hangi iklimdeydin.Bana yaşamın ne kadar güzel
olduğunu,sevginin böylesinin ne denli özel olduğunu öğrettin. Evimdeki
çiçeklerin hükümsüz olduğunu ,bendeki sevginin ölümsüz
oluşunu,yanaklarını öpmenin ve ellerini tutmanın doyumsuz oluşunu
öğrettin bana.Şimdi de karanlıkta görmeyi.Zaten senin için değil miydi
karanlığa girişim.Gökyüzünden güneşten aydan yıldızdan mahrum
kalışım.Güneş görmedim oğul,sahi nasıl bir şey güneş.Gözlerine benzer
mi.Bakarsam ısınır mıyım.Sahi güneş gözlerin kadar güzel mi oğul. Ne
vakittir ay düşmedi haneme.Ne vakit kaydığına şahit olmadım
yıldızların.Yıldızları sen göresin diye,ayı sen buyur edesin diye
buradayım oğul.Sabahı sen göresin,mehtabı sen bilesin,şiirler yazasın
diye buradayım oğul.Aşık olasın,sevdiğin kızı alasın,vermezlerse alıp
kaçasın diye buradayım oğul.Demli bir çaydan mahrum kalma,şekerin tadını
unutma.Ekmeğin azizliğini,ekmeğin güzelliğini bilesin diye
buradayım.Çantanda kalem olayım,okuduğun kitapta bir nokta olayım diye
burada.Babayım diye burada.Şimdi sen git oğul.Şimdi sen git.Şair
yüreğimi yormadan git.Gün yüzüne çıkarsam seni öpeceğim ilk.
Şiirleri vardı.Şiirleri.Şiirlerini çağırdı.Bir bir süzüldü mısralar
toprağın katmanlarından dibe doğru.Her bir kelime bir ışıktı farklı bir
renkte.Bir ışıkla bin bir renge büründü bulunduğu ortam.Şiirleri
vardı.Şiirleri.Kimseler yokken yüreğini döktüğü,yazdığı her bir satırın
yüreğindeki derdi söktüğü şiirleri.Şiir tadında hareketlendi dudakları.
Yorgun bir trende yol alışım kimedir.Gidişim sevdaya,yolum sevdiğimedir
Haydar paşada, elinde yüreği beni beklemededir
Adın İstanbul Olsun mu senin
Toprağın suya sarıldığı gibi sarıl sevdiğim.Sen yiğidim aslanım ,Sen
gönül verdiğim
Adımı unutmuşken adını nerden bileyim
Adın İstanbul Olsun mu senin
Bilirsin sevgiyle çoğalıp özlemle azaldığımızı.Yüreğimden yüreğine söz
aldığımızı
Martılara fısıldamadık mı sevdadan haz aldığımızı
Adın İstanbul Olsun mu senin
Onun kadar yaşanılası onun kadar kalınası.Ondan olunası,onun olunası.
Bir nefes çekip içime öyle solunası
Adın İstanbul Olsun mu senin
Eyüp sokaklarına sakladım sitemli sözlerini.Bir yolcu peronda bıraktım
yaşlı gözlerini
Kapalı çarsıda bulur muyum ayak izlerini
Adın İstanbul olsun mu senin
Kız kulesini alıp ta karşımıza içilen çayyyy.Yüreğim yanıyor
yiğidim.Yüreğim ayyyyy
Kolaydı sanki .Say diyorsun günleri say.
Adın İstanbul Olsun mu senin.
Evet İstanbul vardı.Galata köprüsünde balık tutulacaktı daha.Ekmekle
balık harmanlanacak,İstanbul kucaklanacaktı.İstanbul
yaşanılacaktı.İstanbul’da İstanbul olunacaktı.İstanbul solunacaktı.Yokuş
yukarı yollarında nefes nefese kalınacak,işportadan oğula bir iki parça
giyecek alınacaktı.Karanlıkta İstanbul’u görüyordu.Karşıdaki kız kulesi
değil miydi. Martıların sesleri.Kanat sesleri.Ada vapurlarının dansı.Ah
şair yüreğim.Toprağın altında kalsa da İstanbul’u yaşamak olsa gerek
şansı.İstanbul bir anda kayboldu nedense.Sis mi çökmüştü ne başına.Evet
İstanbul kaybolmuştu.Başını hafifçe kımıldatmıştı .Martılara bakmak
için.Göz kapaklarının üzerine toprak dolmuştu.Karanlık yine
karanlıktı.Ne vakittir gidemediği İstanbul.Özlemişti hani.Kolay değildi
İstanbul bırakıvermek kendini.İstanbul’a giden otobüslere selamdan başka
vereceği bir şeyi yoktu.Gülümsedi genç adam.İstanbul tadında şekil aldı
dudakları.İstanbul gibi kal İstanbul.İstanbul olduğun için kal.
Yukarıdan ağıt sesleri geliyordu.Yiğidim diyordu sadece
yiğidim.Siren sesleri vardı.Yukarıdan hüzün süzülüyordu katman katman
aşağıya.Hüzün toprağın altında daha bir hüzün oluyordu.Yiğidim diye o
hitap ederdi bir tek.Ya buradan çıkamazsam hayal mi olacaktı kendisinden
istediği o sol yanı çiçekli etek.Kaç kez istemişti.Kaç kez elinden tutup
götürmüştü kendisini vitrinin başına.Başka bir istediğim yok derdi.Ama
bu etekte gönlüm çoook derdi.Kıt kanaat geçindiğimizi kendiside
bilirdi.Hayallerine direnemeyen sevdam,elinden elimden ne gelirdi.Akşam
pişirdiği çorbanın kokusu geldi burnuna.Buğusu düştü karanlıklar
üstüne.Onun elinde çorbanın tadı gerçekten bir başka oluyordu.Ellerinde
bazen bir tılsım bir büyü olduğuna inanırdı çoğu vakit.Bir bardak su,bir
tas unla sofralar donatmak ne demekti.Çorba sevgiydi,çorba aşktı.Çorba
emekti Yukarı köyden gelin getirmişti seneler evvel.Yoklukla
sırtlanmışlardı yaşamı.Yokluk ve yokluk içinde sevdayla tutunmak
olmuştu tek varlıkları.Ne vakit sonra toprağın derinliklerinden gelmişti
ekmek.Emek toprağın katmanlarına vurdukça ekmek olacaktı.Saçları kömür
kokacaktı sevdiğinin.Kömür gibi bakacaktı.Kıyıları yosun kokan o kentin
dehlizlerine sakladılar
umutlarını.Yaşanmamışlarını.Beklentilerini..Yukarıdan yiğidim diye
sesleniyordu Neriman.Yiğidim.Böylemi gelecektin.Böyle mi.Kalkmak istedi
boylu boyunca yattığı yerden.Bedeninin büyük bir bölümünü kaplayan
toprak yığını ve göğsünün üzerinden teğet geçen koca bir kalas müsaade
etmedi kalkmasına.Ben buradayım diyecek oldu.Toprağın tadını hissetti
ağzında.
Uyudu.Düşlerinde onu hiç yalnız bırakmayan annesi geldi..Tandır
ekmeği getirmişti.Yine mi ellerini yaktın anne.Ekmekle beraber ellerini
de pişiren annem.Sen ölmemiş miydin.anne.
Anne.. Saat kaçtı.Günlerden ne.Yağmur mu var.Sis mi.Karadeniz nasıl
bugün hırçın mı? .Sokağımda Azime Teyze,şerife ablam çayları hazır mı?
Ödenmemiş bakkal borcum.Balkonumda çiçeklerim..Yanımdan gitmeyin
sevdiklerim.Gün ışığı gelecek birazdan.Ben beklerim
Adı kömürdü.Kömür yaşamdı.Ekmekti.Kömür bir ömürdü.Kömür
bileklerimdi.Kömür ayaklarımdı.Kömür gördüğümdü.Damar damardı Düğüm
düğümdü.Grizu.İşte kördüğümdü.
Bu yanık kokusu ne böyle.Hangi yüreğin kokusu.Hangi hanenin.Hangi küçük
kızın.
Dudakları yine oğul tadında döndü..Ahh oğul ahh.Daha barış
düşecekti başımıza .Daha barış geçecekti dünyadan.Evimizin önünü sarıya
boyayacaktık.Oğul barış gelecek te barışa doyacaktık.Ah oğul yedi tepeli
bir kente kaçacaktık paramız artarsa.Yalan mı Zonguldak’ı İstanbul ile
aldatacaktık.En fazla iki gün kalacaktık.
Mehmedin sesini duyamıyorum.Üç günlük nişanlı..Çeyizine kömür
bulaştı.Evinin beyaz duvarlarına kömür..Çıkınca pazara
uğrayacaktık.Mahallelim.çocukluk arkadaşım.Kömürdaşım.
Ablama küs gitmek istemiyorum.Bilirim çok ağlar.Bilirim sızlar
yüreği.Sahi biz neyi paylaşamadık onunla.Dünya malı için yolumuzu
ayırmıştık.Yüreklerimizde bir hançer yarası idi söylenilen
sözler..Kapımı çalmıyordu.Kapısına varmıyordum.Bu bendeki ben miydim.Ben
de bilmiyordum.Ah ablam.Ellerini uzatıver .Ellerini.Keşke toprağa
gömebilseydim insanların yüreklerinde demirli kinlerini.
Maden ocağım.Ana kucağım.Sıcaktı.Emek tadındaydı.Ekmek
tadındaydı.Baharı yaşardık dehlizlerde.Çiçekleri tünellerde
bulmuştuk.Gökyüzümüzdü.Kubbemizdi.Sığınağımızdı.Şubat ayazında temmuzu
yaşadığımız,temmuzda üşüdüğümüzdü.Alın terimizi
düşürdüğümüzdü.Hürriyetimizdi bu ocak.Oğluma cumhuriyet bayramında
bayrak alabilmek,bir ekmeği evime götürebilmekti maden ocağı.Bacamdan
tüten duman,mutfağımda demlenen çay..Çayımda şeker.Maden ocağı yaprak
dökümü.Güzü beklemez..Teker teker..
Baretsiz girilmez.Hayır yüreksiz girilmezdi ona göre.Yürekli
olacaktı insan.Yüreğinde sevdalar olacaktı.Hayat ne vakit olanca
acımasızlığı ile taarruza geçerse sevdalara tutunulacaktı.Sevdalı insan
savaşır,sevdalı uğraşırdı.Sevdası için çalışırdı.Öylesine
bekledi.Gözlerine düşen toprağa aldırmadan.Kapamadan
gözlerini.Bekledi.Bekledi bekledi.Türküler mırıldandı hatta.Gaptaşın
altı bayır.Yanıyom cayır cayır..
Göçük altında kalan maden isçisi yaralı olarak kurtuldu diye yazıyordu
gazeteler.İki gündür toprak altındaydı.Sedyeye konulurken çamurlaşan
diliyle mırıldanıyordu.Gaptaşın altı bayır.Gaptaşın altı bayır.Yanıyom
cayır cayı
Rumuz: Bilinmez_1 |
|